Üyelik Girişi

Geleceği İnsan Kazanacak!..

GELECEĞİ İNSAN KAZANACAK!..

Sonunda 12 Haziran 2011 seçimleri sona erdi… Sonuçlar günlerdir değerlendiriliyor… Ülkemizde yeni bir dönem başladı… Bu döneme ilişkin birçok varsayım tartışılıyor… Doğruluklarını yaşayacağız ve göreceğiz… 

Varsayım, boş ve dayanaksız bir fikir değildir. Varsayım veya hipotez, bilimsel yöntemde olaylar arasında köprüler kurmak, yaşanmışlarla yaşananları birbiriyle ilişkilendirmek, buradan olası bazı öngörülere varmak, bunları yaparken nedenselci düşünmektir. Bu nedenle varsayım, bir nedene bağlamak üzere tasarlanan ve geçerli sayılan bir önermedir. Bilimsel bir varsayım, önerenin dışındaki kişilerce ve bilimsel yöntemlerle sınanabilmelidir. Varsayımlar genellikle geçmiş gözlemlere veya bilimsel kuramlardan yapılan çıkarsamalara dayanır. Yani, deneyimler, tarihsel gözlemler ve bilgiler; yani tarih bilinci, varsayım kurmada önemli bir dayanaktır.

Bu nedenle bazı varsayımlarım salt düş ürünü olduğunu düşünmemek gerekir. Ciddiye almak gerekir…

Toplumsal varsayımları, yaşamın kendisi sınayacaktır… Doğru ya da yanlış olduklarını ortaya koyacak olan, yaşanacaklardır…

İnsanoğlunun 4.5 milyar yıl yaşında olan yeryüzündeki yürüyüşü 3 milyon yıldır sürmektedir ve sürecektir… İnsanoğlunun Anadolu topraklarındaki serüveni ise, Göbeklitepe (Urfa) kazılarına göre, günümüzden 13.000 yıl gerilere gitmektedir… O zamandan bu yana üzerinde yaşadığımız bu benzersiz topraklar üzerinde, sayısız uygarlık, izlerini bırakarak tarihteki yerini almıştır… 

O yaşamların izleriyle, bıraktıklarıyla, kültürleriyle bugünlere gelinmiştir, geleceğe yürünmektedir… 

Yine bu uygarlıkların ve devletlerin, birçoğunu tarihçiler dışında kimsenin anımsamadığı, en başta Atatürk olmak üzere çok azını ise birçok kişinin asla unutmadığı liderleri gelip geçmiştir…

İnsan hakları savunucusu, değerli aydın ve mücadele insanı Dr. Alpaslan Berktay, “İnsan Kazanacak,” diyor. Dönüyor, dolanıyor, bunu söylüyor…

İnsan’a inancını 87 yaşına kadar yitirmemiş bir savaşçı, bizim önümüze ışık tutuyor… “İnsan’a inancını yitirme,” diye bizi uyarıyor… Tarihin yapıcısı olan insana inancın yitirilmesi, geleceğin yitirilmesi demektir çünkü. 

İnsan kazanacaktır!.. Ama bu durduk yerde olacak bir şey de değildir. İnsanlarla birlikte doğru bir gelecek düşü kurmak için, onunla insani bir ilişki içinde olmak, bu ilişkiyi süregen kılmak da gerekmektedir…

Bu noktada karşımıza çıkan en önemli nokta ise, örgütlülük… Bir kişinin daha fazla insanla ilişki kurmasının bireysel düzlemde kısıtları vardır… Bu kısıtları aşmanın yolu, örgütlenmektir…

Ülkemizde örgütlenme düzeyinin çok düşük olduğu bilinmektedir. İçişleri Bakanlığı verilerine göre, ülkemizde “faal” durumda olan 86.822 dernek vardır. TÜİK verilerine göre, 31 Aralık 2010 tarihi bakımından Türkiye nüfusu 73.722.988 kişidir. Bu durumda 849 kişiye 1 dernek düşmektedir. Oysa örneğin İsveç’in örgütlenme oranı 8/1’dir. Yani İsveç’te 1 kişi 8 derneğin üyesidir. Buna göre, 2008 yılı bakımından nüfusu 9.234.209 olan İsveç’in, örgütlü nüfusu (dernek üyesi olma hakkı olanlar gözetilirse yaklaşık) 50 milyondur.

Örgütlenmeden ve özgürlükten korkmayan bir toplum olmamız önemlidir…

Ülkemizin, sorunları, beklentileri çevresinde örgütlenmiş bir toplum olması durumunda, varsayımlar daha gerçekçi olacaktır. Dereleri kurtarmak için mücadele edenlerin “eşkıya” olarak görülmediği, çılgın projelere muhalefet eden meslek odalarının “ortadan kaldırılmasının” düşünülmediği, eylem yapan her örgütün “marjinal” olarak nitelenmediği, marjinalliğin de kötü bir şey olmadığının, tersine bir farklı renk olduğunun algılanabildiği bir ülkede, gelecek daha güneşli olacaktır. Çünkü o ülkenin insanı, sorgulayarak, tartışarak, düşünerek, aklıyla yeğleyerek geleceğini belirleyecektir…

Geleceği insan kazanacaktır… İnsan kazanmalıdır…  Bunun temel koşulu, eğitimin, bilinçlenmenin, örgütlenmenin önündeki tüm engellerin kaldırılmasıdır… Aklın önünün açılmasıdır, ki oradan sonsuza akan dereler çağlayabilsin…


Yorumlar - Yorum Yaz