Seçimlik
Üyelik Girişi

Anasayfa


ASKERİ ALANLARIN TALANI

Prof. Dr. Erol KÖKTÜRK

(Harita Y. Mühendisi)

Ülkemizde son 40 yılda, “kamu malı” kavramının değersizleştirildiği bir süreç yaşandı.

Bu neo-liberal rüzgârın temellerini atan Turgut ÖZAL’dan sonra en vahşi savunucusu Tansu ÇİLLER’di. “Bizim devletimiz sosyalist mi ki?” diyerek, “devletin mülkiyet sahibi olmamasını” savundu.

Tapu sicillerinde “özel mülkiyete konu olmaları” nedeniyle tescil edilen taşınmazların içinde “hazine”nin payı, Milli Emlak Genel Müdürlüğü verilerine göre, Tansu ÇİLLER döneminde %8 dolayındaydı…

Sayılar elde olmadığından, son yirmi beş yılda yapılan talanlarla bu oranın %5’lerin altına düştüğünü düşünüyorum…

40 yıl önce şöyle düşünmeye başlamıştık artık: Büyük kentlerimizde “yeşil alan” olarak 3 alan kaldı: Mezarlıklar, gecekondular, askeri alanlar…

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, kentlerde kişi başına düşen yeşil alanın 10-15 metrekare, gelişmiş ülkelerde ise 20 metrekare olması gerekiyor.

Botanik üzerine çalışan Yakup TÜRKAL, “Dünyadaki büyük kentlerde baktığımızda kişi başına metrekareye düşen yeşil alan oranları Viyana 120, Stockholm 87,5, Singapur 66, Amsterdam 45.5, Roma 45.3, İstanbul da ise 12,5 metrekare.” dedi.[1] Bu alanın içinde, ormanlardan gelen pay da var… Ormanlar çıkarıldığında, İstanbul’da kişi başına düşen yeşil alan miktarı, 2 m2’nin altına düşüyor.

1984 yılında yürürlüğe konulan 2981 sayılı İmar Affı Yasası ile, gecekondu alanları betonlaşmaya başladı. O alanlar, masumiyetlerini yitirmeye, rant alanına dönüşmeye başladı.

15 Temmuz 2016 FETÖ Darbe Girişiminden sonra, askeri alanlar gitmeye başladı, “Orduyu kent dışına çıkarma” gerekçesine sığınarak…

Ve bugün kent içinde elde avuçta bir askeri alan kalmadı…

Elde 3 alandan yalnıza “mezarlıklar” kaldı.

16 Temmuz 2016 günü, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN, “'Her olanda hayır vardır' anlayışından hareketle de eninde sonunda şu anda bu çıkış, bu hareket Allah'ın bize büyük bir lütfu. Niye büyük bir lütfu? Çünkü bu, tertemiz olması gereken Silahlı Kuvvetlerimizin temizlenmesine vesile olacak olan bir harekettir."[2] diyordu.

Ve askeri alanlar boşatılmaya; boşalan alanlar, merkezdeki imar planı yetkileriyle imara açılmaya başlandı.

Oysa bu alanlar, kent ormanlarına, kent parklarına, sağlık-eğitim-kültür alanlarına, çok amaçlı spor alanlarına, boş zamanları değerlendirme merkezlerine dönüştürülebilirdi. Böylece kent yaşamının kalitesi artırılabilirdi.

Tam tersi oldu. Bu alanlara verilen yapılaşma haklarıyla kentlerin yükü arttı.

*****

Türkiye’de kentsel mekânın neo-liberal dönüşümü, 1980 sonrası uygulanan neo-liberal politikalarla başladı. Bu dönüşüm, kamu mülkiyetinin çözülmesini ve kentsel toprakların piyasa mekanizmalarına açılmasını hızlandırmıştır.

1984 tarihli 2981 sayılı İmar Affı Yasası ile gecekondu alanları dönüşüm sürecine girmiş; bu alanlar zamanla rant üretim mekanizmalarına entegre edilmiştir.

Askeri alanlar, kent içinde büyük ve bütüncül arazi parçaları olarak uzun süre yapılaşma baskısından korunmuştur. Bu alanlar:

  • Doğal bitki örtüsünü kısmen korumuş,
  • Kentsel ısı adası etkisini azaltmış,
  • Ekolojik koridor işlevi görmüş,
  • Hava kalitesine katkı sağlamıştır.

Bu özellikleriyle askeri alanlar, kentlerin “stratejik ekolojik rezervleri” olarak değerlendirilmeliydi.

Türkiye genelinde askeri alanlara ilişkin veriler sınırlı. Ama “askeri alanların talanı” konusunda İstanbul özellikle dikkat çekmektedir.

16 Temmuz sonrası İstanbul’da 21 askeri alanın boşaltılarak ranta açıldığı görülmektedir.

Bu alanlar özellikle:

  • Sarıyer–Maslak hattı
  • Maltepe–Kartal aksı
  • Tuzla–Pendik bölgesi
  • Esenler çevresi

gibi bölgelerde yoğunlaşmaktadır.

Bu dağılım, askeri alanların kentsel yeşil sistem açısından kritik düğüm noktaları olduğunu göstermektedir.

15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrasında askeri alanların kent dışına taşınması yönünde politikalar, ilk planda olumlu gibi görünmektedir. Kavramın özünü oluşturan “uygarlaşma” anlamındaki “site” için sivilleşmeyi savunmak, kuşkusuz uygarlaşma yönünde önemli bir adımdır.

Ama bizde işler öyle gitmiyor.

Çünkü uygulamada bu alanların önemli bir kısmı:

  • Konut,
  • Ticaret,
  • Karma kullanım

kararlarıyla yapılaşmaya açılmıştır.

Bu süreçte kamu yararı ilkesinin yeterince gözetilmediği yönünde eleştiriler bulunmaktadır.

*****

Sayılar çok tartışmalı.

Bazı uzmanlar 1/100.000 ölçekli planda askeri alanların 15.000 hektar dolayında olduğunu söylüyor.

Bu sayının 30-35.000 hektar dolayında olduğunu söyleyen var.

Bazı haberlere göre bu sayı, 55.000 hektar dolayında.

Bir başka habere göre, 2006’da İstanbul’da 171 bin 998 hektarlık askeri alan ve 111 bin 307 hektarlık askeri güvenlik alanı vardı. Toplam 283 bin 305 hektarlık alanın yüzde 41’i bugün itibariyle askeri statüden çıkarılmış durumda. Statüsü değişen 116.155 hektar alanın yüzde 90’ı imara açıldı ki bu tüm İstanbul sınırları dahilinde 104 bin 536 hektar alana denk geliyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) CHP Meclis Üyesi Barış Antik ‘‘15 Temmuz darbe girişiminden sonra kent merkezinde kalan askeri alanların imara açılmayacağı söylendi. Bugün gelinen noktada, sadece kent merkezindeki 15 askeri alanda lüks konut ve ticaret projeleri ya tamamlanmış halde ya da tamamlanmak üzere. İmara açılan kent merkezindeki bu alanlar 14,56 km² İstanbul’un mevcut 8 ilçesinden daha büyük yüzölçümüne sahip’’ dedi.[3]

İmara açılan eski askeri alanlardan öne çıkan bazı projeler şöyle[4]:

Çekmeköy Şehit Onbaşı Azim Önder Kışlası: 3 bin 346 konutluk lüks proje

Maslak 3. Kolordu Komutanlığı: 5 bin 259 konutluk proje

Zekeriyaköy Füze Üssü: 1.158 konut

Zeytinburnu Tank Bakım Atölyesi: 1.673 konut

Beşiktaş Jandarma Dikimevi: 166 konut

Zeytinburnu Askeri Lojmanı: 542 konut

*****

Örnekleri çoğaltmaya gerek var mı?

*****

Askeri alanların dönüştürülmesi sürecinin izlenmesi, kamu yararı ile piyasa dinamikleri arasındaki gerilimi açık biçimde ortaya koymaktadır.

Uluslararası örneklerde bu alanlar çoğunlukla kamusal yeşil alanlara dönüştürülürken, Türkiye’de yapılaşma baskısı belirleyici olmuştur.

“Sivilleşme” söylemi ve görünümü altında kent içindeki askeri alanların boşaltılarak imara açılması, daha doğrusu betonlaştırılması, kentbilimin genel doğrularıyla örtüşmemektedir.

Askeri alanlar, Türkiye kentleri için son büyük kamusal ve ekolojik rezervlerdi. Ve ne yazık ki bu rezervler, grileştirilmiştir.

Bu bağlamda:

  1. Bu alanların “yeşil” özelliği korunamamıştır.
  2. Çok ciddi “ekolojik koridor”lar perdelenmiştir.
  3. Verilen planlama kararları “merkezi” olarak verilmiş, kamu yararı gözetilmemiştir.
  4. “Kentbilimin” genel ilkeleri göz ardı edilmiştir.
  5. “Kamu mülkiyeti” korunamamış; kamu varlığı küçülmüştür.

Sonuçta bu alanlara “yazık” olmuştur.

Bir fırsat kaçırılmıştır.

Neo-liberalizm bu alanlarda üstün gelmiştir.

Kent içindeki askeri alanlar, geri dönüşsüz biçimde betonlaştırılmış, grileştirilmiştir.

"Askeri alanların talanı", "kamu taşınmazlarının talanı"nın iç acıtıcı örneklerinden biridir.



[1] İstanbul’da Kişi Başına 12,5 Metrekare Yeşil Alan Düşüyor; Viyana 10 Kat Daha Yeşil, https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/istanbulda-kisi-basina-125-metrekare-yesil-alan-dusuyor-viyana-10-kat-daha-yesil-1919199, 25.03.2022

[2] Cumhurbaşkanı Erdoğan: Vatana İhanet Hareketinin Bedelini Çok Ağır Ödeyecekler, https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/cumhurbaskani-erdogan-vatana-ihanet-hareketinin-bedelini-cok-agir-odeyecekler/608552, 16.07.2016

[3] Sibel Bahçetepe, Askeri Arazilerde Betonlar Yükseliyor, https://www.birgun.net/haber/askeri-arazilerde-betonlar-yukseliyor-674711, 08.12.2025

[4] Gürkan Akgün, Gürkan Akgün Silivri'den Uyardı: “'Yeşil Kalacak' Denilerek Statüsü Değiştirilen Askeri Alanlar, Korktuğumuz ve Tahmin Ettiğimiz Gibi Bir Bir Rant Odaklı İmara Açılıyor", https://ankahaber.net, 14.07.2025


Yayınlanma Tarihi: 24.04.2026