Üyelik Girişi

Anasayfa

OĞUZ ATAY’I TANIR MISINIZ?

Neden Bu Yazı?

Başlığı gören birçok meslektaşımın, meslektaşlar dışındaki olası okurun beni yadırgayan seslerini, “Ne demek? Tabii ki tanıyoruz!” dediklerini duyar gibiyim. Haksız da değiller. Sanırım çok az kişi tanımıyordur Oğuz ATAY’ı…

Merak etmeyin. Burada Oğuz ATAY’ın yaşam öyküsünü bütün ayrıntılarıyla ele alacak, hele hele edebi değerini irdeleyecek değilim. Bu bana düşmez. Kendisi üzerine sayısız makale yazılan, adına sempozyumlar düzenlenen bir aydındır, bir çığır açıcıdır, Oğuz ATAY. Bu konulardaki bilgilere internet ortamında yapılacak bir aramayla kolayca erişilebilir.

O zaman bu başlık neden?

2019 yılı, mühendislik düzeyinde Haritacılık Eğitimi’nin başlamasının 70. Yılıydı. Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi tarafından Harita/Geomatik Mühendisliği Eğitim-Öğretim Sempozyumu 11-12 Ekim 2019 günleri Taşkışla’da düzenlendi.

Düzenleme Kurulu benden Sempozyum Açılış Sunusu’nu yapmamı istedi. Bana verilen bu onurlu görevin hakkını verebilmek için epey düşündüm. Sunu senaryosunu oluşturdum. Ve çalışmaya başladım. Yapacağım sununun başlığını Yüksek Öğretim Düzeyinde Haritacılık Eğitiminin 70. Yılında Eğitim Tarihimizin Bazı Durakları olarak belirledim.

Senaryoma göre, filmi geriye doğru saracaktım. Haritacılık ve eğitimi konusunda günümüzden başlayıp, geriye doğru giderken, bazı duraklarda durup, düşünüp, çevreme bakıp, biraz soluklanıp yolculuğumu sürdürecektim. Yazılı kaynaklar azalmaya başlayınca, durakların arası açılacaktı. Bir yerde yazılı kaynaklar bitecek ve ondan gerisini, gerinin 5.000 Yıllık sonsuzluğuna bırakıverecektim.

Sunuyu beş-altı ayda belli bir olgunluğa eriştirebildim.

Hazırlıklar sırasında, 2019 yılından 50 yıl geriye gittiğimde, kafamda bir şimşek çaktı. Telefona sarıldım ve YTÜ Harita Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Taylan ÖCALAN’ı aradım. “Bölüm Yıldız’dan Davutpaşa’ya taşınmadan önce, Bölüm Başkanlığı Odası’nda Oğuz ATAY’ın çerçeveli bir fotoğrafı asılıydı. Davutpaşa’daki Bölüm Başkanlığı odasında bu fotoğraf duruyor mu?” diye sordum. Sevgili Taylan gitti, baktı. Bana geri döndü, “Yok” dedi. 1977 yılında o duvara asılan fotoğraf, taşınma sırasında nasıl kaybolmuştu? Daha doğrusu kaybolmuş muydu? Yoksa, bir yerlere mi kaldırılmıştı?

31.01.1991, Yıldız’da Bölüm Başkanlığı Odası, Erken Yaşta Aramızdan Ayrılan Dr. Atilla GÜLER’in Kitaplarının Bölüme Armağan Edildiği Gün (Duvarda Oğuz ATAY’ın Fotoğrafı)

 

Öylesine canım sıkılmıştı ki. Ben 1972 yılında İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi (İDMMA) Harita-Kadastro Bölümü’nde yüksek öğrenimime başladım. Bizim dersimize girmemiş olsa da, Oğuz ATAY bildiğimiz bir hocaydı.

O yıllarda, 1972 yılında yayınlanan ünlü romanı Tutunamayanlar’ı okumuş değildim. Bu romanı çok sonra okuyacaktım.

Ve Tutunamayanlar’ın ülkemizde “Modern Roman”ın tartışmasız başlangıcı olarak kabul edildiğini de çok sonra öğrenecektim.

1968 Olayları

Haritacılık Eğitimi Tarihi Sunusu’nun Oğuz ATAY durağı dönemi, ülke tarihinin de sancılı yıllarıydı.

1968 yılında Paris’te başlayan Öğrenci İsyanı Türkiye’de de karşılığını bulmuştu.

Üniversitelerde, akademilerde öğrenciler hareketlenmişti. Bir silkiniş göze çarpıyordu. Ve hareketlenme, yer yer olaylara dönüşüyordu.

9 Aralık 1969 günü İDMMA öğrencisi, sol görüşlü Mehmet BÜYÜKSEVİNÇ, okulun yakınında gece 22.00 sıralarında öldürülmüştü…

Bunun üzerine okulda boykot ilan edilmişti. Öğrenciler okulu dışarıya kapatmışlardı. Dersler iptal edilmişti.

Boykotun 5. günü, okulun girişinde nöbet tutan öğrencilere daha gün ışımamışken saldırıldı.

Bu saldırı sırasında bıçaklanan Battal MEHETOĞLU, 14 Aralık 1969 günü yaşamını yitirdi.

Yıldız, kayıplar vermeye başlamıştı…

Yıldız’da boykot yapan öğrencilere destek olan öğretim görevlileri Affan BALABAN, İlhan BERKTAY, Altay GÜNDÜZ, Zinde KİP ve Oğuz ATAY’dı… Hepsi de İnşaat Bölümü öğretim görevlisiydi. Bu hocaların desteği yalnızca manevi bir destek değildi. Onlar, öğrencilere, boykot boyunca, evlerinde yapılan yemekleri getiriyorlardı.

Oğuz ATAY’ın “Eylembilim” kitabının bazı bölümleri için bu boykottan esinlendiği söylenir.

12 Mart 1971'de genel kurmay başkanı ve üç kuvvet komutanının imzaladığı ve TRT haber bültenlerinden okunan hükümete yönelik muhtıra ile Süleyman Demirel Hükümeti düşürüldü.

68 Kuşağının başta Deniz GEZMİŞ olmak üzere yiğit önderleri için cadı avı başlatıldı.

Oğuz ATAY, o yıllarda kendi Bölümü’nde, İstanbul Teknik Okulu İnşaat Bölümü’nde öğretim görevlisi idi. Henüz edebiyatçı yanını göstermemişti.

Ve onun okul içindeki serüveni, bu olaylardan sonra başladı.

Özgeçmişi ve Eserleri


Bugün “Oğuz ATAY” denilince,

Tutunamayanlar (1972)

Tehlikeli Oyunlar (1973)

Bir Bilim Adamının Romanı (1975)

Korkuyu Beklerken (1975)

Oyunlarla Yaşayanlar (1975)

Günlük (1987)

Eylembilim (1998)

kitapları akla geliyor hemen. Dikkat edilirse, 5 önemli kitabı 3 yıl içinde (1972-1975) yayınlanmış. Ve Oğuz Hoca, bu kitaplarının yayınlandığı yıllarda İDMMA Harita-Kadastro Bölümü öğretim görevlisi idi. 1975 yılında öğretim üyesi oldu.

68 Olayları sırasında kendi bölümü olan İnşaat Bölümü’nde, kitaplarının yayınlandığı yıllarda Harita-Kadastro Bölümü’nde???

Oğuz ATAY’ın internette kolayca erişilebilecek “Özgeçmişi”ne bakıldığında,

Oğuz ATAY, 12 Ekim 1934’te İnebolu (Kastamonu)’da doğdu. Babası, VI., VII. dönem Sinop, VIII. Dönem Kastamonu Milletvekilliği yapan Cemil ATAY'dır. 1951 yılında, bugünkü adı Ankara Koleji olan Ankara Maarif Koleji‘ni, 1957 yılında da İTÜ İnşaat Fakültesi'ni bitirdi. Üç yıl sonra İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi (İDMMA, şimdiki Yıldız Teknik Üniversitesi) İnşaat Bölümü'nde öğretim üyesi oldu. 1975′te doçent olan Atay, Topografya adlı bir de mesleki kitap yazdı.

13 Aralık 1977′de, İstanbul'da yaşamını yitirdi. Edirnekapı Sakızağacı Mezarlığı'na defnedildi.

denildiği ve hemen edebiyat çalışmalarına geçildiği görülecektir. Gerçi Oğuz ATAY, İDMMA’da değil, 1960 yılında henüz İDMMA olmamış olan İstanbul Teknik Okulu’nda göreve başlamıştır.

Kendi Anlatımıyla…

İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nin 15 günlük yayın organı olan Teknik Güç’ün 1 Ekim 1972 tarihli sayısında[1], Teknik Magazin sayfasında, “Başka Çalışmalarıyla Ün Kazanmış Arkadaşlarımız: 2” bölümünde, kendi yazmasıyla şunları buluyoruz:

“Yazdığım ilk kitabın adı “Topoğrafya”dır. Sonra “Tutunamayanlar” romanını yazdım. Edebiyatçılar, vitrinlerde ilk kitabımı gördükleri zaman çok gülüyorlar; akademideki bazı hocalar da roman yazdığımı duyunca, acıma duygularını (buna biraz istihza da karışıyor) gizleyemiyorlar.