Üyelik Girişi

İşte budur populist politika

“Af” Demek İstemiyorum, Ama… Ya Ne Diyeceğiz?

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, 29.03.2011 günü, 2 yıllık faaliyetlerini basına anlattı. Anadolu Ajansı’nın haberine göre, sayın Topbaş, “İstanbul'da halkın deprem riski taşıyan binaları kullanmaya devam ettiğini, bu yapılar kullanımda olduğu için de müdahale edilemediğini,” belirterek, "Deprem güçlendirmesi adına müracaat yapanlar belediyelerden ruhsat alamadığı için bir çözüm gelmesi gerekiyor. Bununla ilgili, bir af sayılmayacak, geçici bir kullanım belgesi verilmesi için çalışmalar yapıyoruz. Bunu, Hükümete ve TBMM'ye teklif edeceğiz," dedi.

Keşke bunları hiç kimse söylememiş olsaydı. Ama söyleyen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ise, bu durumda vay halimize…

Öngörülerimiz haklı çıktı. Bu seçimlerde barınma hakkı da içinde olmak üzere, her şey malzeme olacak…

Ancak bu açıklamalar tutarsız, çelişik, kentbilimle ilişkisi olmayan, bir yöneticinin, hele bir kentin en üst yöneticilerinden birisinin yapmaması gereken açıklamalardır.

Bir kez, “İstanbul'da halkın deprem riski taşıyan binaları kullanmaya devam ettiğini, bu yapılar kullanımda olduğu için de müdahale edilemediğini,” belirtmek ne anlama geliyor?

3194 sayılı İmar Yasası’nın “Amaç” başlıklı 1. maddesi aynen şöyle: “Bu Kanun, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla düzenlenmiştir.” “Kapsam” başlıklı 2. Maddesinde ise, “Belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında kalan yerlerde yapılacak planlar ile inşa edilecek resmi ve özel bütün yapılar bu kanun hükümlerine tabidir,” deniliyor.

Yani İmar Yasası’nın hükümleri, 780.000 kilometrekare için geçerlidir. Bu bütün içinde, 1. maddedeki amaca ulaşılmasında belediye sınırları içinde belediyeler, dışında valilikler yetkilidir.

Bu durumda deprem riski taşıyan yapılara müdahale edilemediğini açıklayan en yetkili 2 kişiden birisi yaptığı gafın farkında mıdır acaba? Bu müdahaleyi yapamıyorsanız, siz neden o makamda oturuyorsunuz?Deprem güçlendirmesi adına müracaat yapanlar belediyelerden ruhsat alamadığı için bir çözüm gelmesi gerekiyor.” Bu nasıl vahim bir tutumdur. Bu, İstanbul’u yöneten bir Başkanın açıklaması olabilir mi?

Yani sayın Topbaş diyor ki, “Ey vatandaşlar! İmar Yasası’nın 1. Maddesinde tanımlandığı gibi, ben sizin plan, fen ve sağlık bakımından uygun olan yapılarda oturmanızı sağlayamadım. Yaptığınız yapıları, bu açılardan denetleyemedim. Ama ben size yine de geçici kullanma izni vermeyi düşünüyorum.” Bir diğer deyişle, “Sizler depreme karşı güvenli olmayan konutlarda da otursanız, ben size geçici kullanma belgesi vereceğim.”

 

Yazımın sonunu beklemeden bir önerim var: Sayın Başkan Geçici Kullanma Belgesi verirken, yanında eşantiyon olarak, “Bu yapıların ve içinde yaşayanların depremde zarar görmesi durumunda, maddi manevi tüm zararları tazmin edeceğine ilişkin,” bir de Taahhütname versin… Ama can kayıpları ne olacak?

17 yıldır İstanbul’u yöneten bir zihniyet, gerçek yüzünü ortaya koyuyor. Seçimlere 2 ay kala, yine af akla geliyor. Bu önermeler, siyasi terminolojideki popülizm için örnek aranıyorsa, 1. sırada yer alacak örneklerdir.

Marmara Depreminden bu yana 12 yıl geçmiş. Japonya’da yaşanan felaket ortada… Aklımızı başımıza toplayacakken, sonuçlar çıkaracakken, tez elden uzmanlarla yeni değerlendirmeler yapıp yeni kararlar alacakken, alına alına af kararı alınıyor…  İstanbul’da resmi belgelerde yer alan senaryolarda belirtildiği gibi, 100.000 insanın yaşamını yitireceği biline biline… Bu rakamı nasıl “sıfırlarız” diye düşünecek yerde, size güvensiz de olsa, geçici ruhsat verelim deniliyor…

Ondan sonra da “Buna af demeyelim,” gibi bir savunmaya giriliyor…

Bu afların en babası, 1984 yılında, 2981 sayılı yasa ile yapıldı. Tapu Tahsis Belgesi verildi. “Geçici kullanım belgesi” tapu tahsis belgesinin yanında çok zayıf kalıyor.

1996 yılında yapılan HABITAT II zirvesinin en önemli temalarından birisi şuydu: Barınma hakkı, bir insan hakkıdır.

Bu ülkede yaşayan 72 milyon insanın, herhangi bir konutta değil, insan onuruna yaraşır, güvenli ve altyapıları sağlanmış bir konutta yaşama hakkı vardır. Vatandaşlar bu konutları kendileri sağlayamıyorsa, bunu devletin ve kamunun sağlama yükümlülüğü vardır. Sosyal devlet olmanın gereği budur.

Kentlerimizde, gecekondu, 2B vb alanlarda, imara, plana, ruhsata aykırı yapılarda oturan yurttaşların da, daha iyi konutlarda yaşama hakkı vardır. Öncelikle bu hakka saygı duyulması gerekir.

Ama öte yandan hem gecekondu alanlarını, hem 2B alanlarını vb rant amaçlarıyla işgal edenlerle, masum bir barınmanın peşinde olanları ayırmak gerekmektedir. Bu, gecekondularda oturanların % 70’inin kiracı olduğunun bazı kurumların yaptığı envanterlerde ortaya çıktığı kentlerde daha da anlamdır. “Gecekonduda, kiracı,” anlaşılması kolay olmayan bir çelişkidir.

Hem gecekondu, hem 2B sorunun çözümünde “hak sahibi” tanımı olayın en anahtar noktasıdır. Gerçek hak sahiplerini ortaya çıkarmak gerekmektedir. Tersi durumda, bir sosyal sorun çözülürken, o alandaki diğer yurttaşların sosyal adalet duygularının zedelenmesine neden olunabilir. Ama olunmamalıdır. Bu nedenle hak sahiplerinin kimler olacağı, bunların ölçütleri, nasıl belirlenecekleri, hak sahibi olmayanların nasıl ortaya çıkarılacağı, önemli ve ciddi çalışmaları gerektirmektedir. Bu çalışmalar yapılmadan “af” açıklamaları yapmak, sorunu kangrenleştirebilir.

Devlet, elindeki envanterleri açıklamalıdır. Tapu kütüğünün Beyanlar hanesine yazılan, 2B alanları tasarrufçularını da açıklamalıdır. Böylece gerçek işgalciler, işi bu olanlar, rantçılar ortaya konabilir.

 Ülkemizde hem gecekondu sorununda, hem de 2 B sorununda bu konuların bir daha gündeme gelmeyeceği yeni bir “toplumsal uzlaşıya” gereksinme vardır. Bu konuları siyasetin ve oy kapma yarışının malzemesi olmaktan kurtarmak gerekmektedir.

Tersi durumda, barınma hakkının her seçim öncesi dönemde sömürülmesi kaçınılmaz olur…

Çözüm, sosyal devleti güçlendirmekten, sosyal konut üretiminden, başta TOKİ olmak üzere ilgili kurumların, sosyal politikalara öncelik vermesinden geçmektedir.

Prof. Dr. Erol KÖKTÜRK
Cumhuriyet Halk Partisi
İstanbul 2. Seçim Çevresi
Milletvekili Aday Adayı


Yorumlar - Yorum Yaz